12 Eylül’de Ne Oldu? 12 Eylül Nedir?

Yazar: Buse Yıldız
74 Görüntülenme

12 Eylül Darbesi Nedir? 12 Eylül Darbesini Kim Yaptı?
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971 darbelerinden sonra üçüncü
darbe olayı yaşandı. Kenan Evren önderliğinde askeri gücün yönetime açık şekilde el koyduğu
bu gün 12 Eylül Darbesi olarak bilinir. 1980 İhtilali olarak da anılan bu darbe ile birlikte
dönemin başbakanı olan Süleyman Demirel ile birlikte hükümetin tüm kanatları görevden
alındı. Hali hazırda o dönem uygulamada olan 1961 Anayasası kaldırıldı ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi ise lağvedildi. Bu darbe ile birlikte dönemin tüm siyasi partilerinin çalışmaları
durdurularak parti liderleri gözetim altında tutuldu ve ardından mahkemelerde yargılanmaya
başlandı.

12 eylül

12 eylül

12 Eylül Darbesi Neden Yapıldı?
1970 yıllarından itibaren Türkiye’de süre gelen ekonomik çıkmaz, sağ – sol gruplar arasında
şiddetlenen çatışmalar, siyasi kişilere dönük giderek artan suikast girişimleri ve ölümler ile
birlikte ortaya çıkan siyasi iktidarsızlık 12 Eylül Darbesini beraberinde getirdi. Ülkede oluşan
kutuplaşma hali ile birlikte gazete kupürleri ölüm haberleri ile dolmaya başlamıştı.
12 Eylül 1980 Öncesi Yaşanan Siyasi Ölümler
Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi evine yakın bir yerde aracının içinde
Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü (1 Şubat 1979). Mehmet Ali Ağca’nın tetikçi olduğu bu
suikastın planlarını ise, soruşturmalar sonucunda, Oral Çelik ve Mehmet Şener’in yaptıkları
ortaya çıktı.
Türkiye İşçi Partisi Adana eski İl Başkanı Ceyhun Can 10 Eylül 1979 günü yazıhanesinde
öldürüldü. Çukurova Üniversitesi Rektör Vekili Fikret Ünsal’da yine aynı gün evinin önünde
suikast sonucu öldürüldü.
Malatya Ülkü Ocakları’nın eski başkanı Mürsel Karataş 19 Eylül 1979 günü İstanbul’da
öldürüldü.
7 Aralık 1979 günü İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi olan Cavit Orhan
Tütengil silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Tütengil cinayetini siyasi bir suikast yapan şey ise
Cumhuriyet gazetesinde yazdığı deneme yazılarıydı.
27 Mayıs 1980 günü MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, aracından indiği sırada silahlı
saldırı sonucu öldürüldü.
CHP İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu İstanbul’da iş yerinde uğradığı suikast
sonucu öldürüldü (15 Temmuz 1980)
Abdurrahman Köksaloğlu’nun ölümünden dört gün sonra ise Eski Başbakan Nihat Erim evinin
yakınlarında öldürüldü (19 Temmuz 1980)
Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler İstanbul’da silahlı suikast sonucu öldürüldü
(22 Temmuz 1980)

Yaşanan tüm bu siyasi ölümler 12 Eylül Darbesi için hazırlık niteliği taşımaktaydı ve 12 Eylül
1980 günü 03:00 ile birlikte tanklar şehirlere inmeye başladı.
12 Eylül Darbesi Öncesi : 6 Eylül Kudüs Mitingi
Ülkede giderek artan kutuplaşma hali, ekonomik çöküş, dış borçlar, ölümler, suikast
girişimleri gibi sorunlar giderek şiddetlenmeye başlamıştı. 6 Eylül 1980 günü Necmettin
Erbakan önderliğinde Konya’da yapılan Kudüs Mitingi ise kutuplaşma ve gerginlik ortamının
ne denli ağır olduğunu göstermek adına güçlü bir örnekti. Şeriat çağrısının yapıldığı Kudüs
Mitingi’nde okunan İstiklal Marşı, mitinge katılanlar tarafından yuhalanarak bastırılmaya
çalışılmıştı. Hükümet aleyhinde protestoların oldukça şiddetli geçtiği bu miting 12 Eylül
Darbesi’nin sadece 6 gün öncesinde yapılmıştı.
12 Eylül Darbesi ve Siyasi Figürler: Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan,
Alpaslan Türkeş
12 Eylül 1980 günü 03:00 sularında açıklanan ilk bildiri ile başlayan darbeden yaklaşık iki
buçuk saat sonra Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan’a subaylar
aracılığıyla tebligat gönderildi. Alpaslan Türkeş içinde tebligat gönderilmiş ancak evinde
olmadığı için ona ulaşılamamıştı. Kenan Evren tarafından gönderilen tebligatta, hükümetin
işlevini yitirdiğini, askeriyenin yönetime el koyduğunu ve tebligatı getiren subayın ikazlarının
dikkate alınmasının gerekliliği belirtilmekteydi. Gönderilen bu tebligata göre; Süleyman
Demirel ve Bülent Ecevit, Gelibolu Hamzaköy’e; Necmettin Erbakan ise İzmir Uzunada’ya
gönderilecekti. Evinde olmayan Alpaslan Türkeş için ise 13 Eylül tarihli yayınlanan bildiri ile
teslim olma çağrısı yapıldı. Ankara Merkez Komutanlığına teslim olan Alpaslan Türkeş’te yine
İzmir Uzunada’ya gönderildi.
12 Eylül Darbesi Sonrası Milli Güvenlik Konseyi
Duyurulan ilk bildiri ile birlikte yönetime el koyduğunu ilan eden Kenan Evren önderliğindeki
askeriye tarafından beş kişilik Milli Güvenlik Konseyi kuruldu. Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri
Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşan bu konsey 12 Eylül
Darbesi’ni yönetmek ve organize etmekteydi.
Milli Güvenlik Konseyi tarafından peş peşe açıklanan bildiriler ile birlikte askeriyenin kontrol
mekanizması giderek genişlemekteydi. Açıklanan 7.bildiri ile birlikte tüm siyasi partilerin
çalışmalarının durdurulduğu açıklandı. Türk Hava Kuvvetleri, Çocuk Esirgeme Kurumu ve
Kızılay harici tüm dernek ve kurumların çalışma ve faaliyetleri ikinci bir emre kadar bu bildiri
ile yasaklandı. Polis teşkilatının Jandarma Genel Komutanlığı’nın emri altına girdiği belirtildi.
12 Eylül Darbesi’nin liderliğini yapan Kenan Evren 20 Eylül 1980 günü Bülend Ulusu’yu
başbakan olarak görevlendirdiğini açıkladı. Başbakan olan Bülend Ulusu tarafından
hazırlanan bakanlar kurulu listesi ise Milli Güvenlik Konseyi’nin onayıyla resmiyet kazandı.
12 Eylül Darbesi Sonrası Oluşturulan 1982 Anayasası

Darbe ile birlikte uygulamadan kaldırılan 1961 Anayasası yerine 2 yıllık askeri bir yönetim
sonrası 1982 Anayasası uygulamaya kondu. 7 Kasım 1982 yılında halkoylaması ile yapılan
referandum sonucunda %91,37 ile yeni anayasa kabul edilmiş oldu. Seçimde kullanılan
renklerden beyaz renk evet, mavi renk ise hayır demekti. Seçim süreci boyunca Kenan Evren
tarafından halka, mavi rengin tercih edilmemesi telkinleri geliyordu. Gazeteler tarafından
mavi renk sürekli sansürlenmekteydi. Askeriye tarafından oluşturulan Danışma Meclisi’nin
hazırlamış olduğu 1982 Anayasası için yapılan referandum süreci boyunca aleyhte konuşma
ve propaganda yapmak yasaklanmıştı. Bu yasaya göre Kenan Evren otomatik olarak
Cumhurbaşkanı seçilmiş olup askeri yönetimde olan kişilerin ömür boyu yargılanamaması 15.
madde olarak eklenmişti. Bu madde 2010 yılı Türkiye anayasa değişikliği referandumuna
kadar da geçerli bir madde olarak kalmaya devam etti.
12 Eylül Darbesi’nin Bilançosu
12 Eylül Darbesi sonrası birçok ölüm, tutuklama, işkence, idam, işten çıkarma, vatandaşlıktan
atma, yurt dışına kaçma gibi olaylar silsilesi yaşandı. Birçok insanın anarşist olarak fişlendiği
bu dönemlerde ülke adına tek karar merci askeriyeydi. Yaklaşık 2 milyon insan anarşist olarak
fişlenmişti. 230 bine yakın kişi mahkemelerde yargılandı ve 7 bin kişi için idam istendi. 517
kişinin idam cezasına çarptırıldığı ve bu kişilerden 50 tanesinin asıldığı belgelerle rapor edildi.
Şüpheli oldukları gerekçesi ile yaklaşık 30 bin kadar insan işlerinden atıldı. Vatandaşlıktan
çıkarılan kişi sayısı 14 binlerin üzerine çıktı. 30 binden fazla insan mülteci olarak yurt dışına
göç etmek zorunda kaldı. 300 insanın şüpheli şekillerle öldüğü raporlanırken, işkence sonucu
ölenlerin sayısı yaklaşık olarak 200 olarak belirtildi.
Üniversitelerde çalışan 120 öğretim görevlisi, 3 bin 854 öğretmen ve 47 hakim 12 Eylül
Darbesi ile mesleklerinden ihraç edildi. Yargılanan 400 gazeteciden 31’ inin tutuklanarak
cezaevine girdiği ve 3 gazetecinin de öldürüldüğü raporlandı (300 kadar gazeteci ise
saldırılara maruz kaldı).

Related Posts

Yorum Bırak